İhtiyaç Gideren Olmak

Nesrin; neşeli, sevimli, tatlı mı tatlı genç bir kızdı. Çok küçük yaşta anne ve babasını kaybetmişti. Bundan dolayı onu da kardeşini de anneannesi büyütmüştü. Anneannesinin emekli maaşı ile geçiniyorlardı. Bu sebeple eve maddi anlamda katkıda bulunmaya çalışıyordu.

 




Yaz tatillerinde ve hafta sonlarında çalışıyordu. Küçük bir kasabada yaşadıkları için herkes herkesi tanırdı. Komşular, her türlü kış hazırlığını bile birlikte yapardı. Kasabada birinin bir şeye ihtiyacı olduğunda hemen birileri yardıma koşardı. Ayşe Teyzesi vardı bir de Nesrin’in… Ayşe Teyzesinin, annelerine hiçbir faydası olmayan üç evladı vardı.

Zaman zaman dertleşirlerdi Ayşe Teyzesiyle…

“Ah ah…” derdi Ayşe Teyze…

“Benim bu hayırsız evlatlarım beni bir başıma bırakıp gittiler” derdi.

Okuldan eve dönerken akşamları Ayşe Teyzesine uğrardı. Bir ihtiyacı olup olmadığını sorardı. Zaman zaman ona alışveriş yapardı. Elinden geldiğince evini toparlamasına yardım ederdi. Akşam yaptığı yemeklerden mutlaka birer kap götürürdü. Ayşe Teyzesinin çokça duasını alırdı… “RABBİM senin karşına da ihtiyacını gideren insanlar çıkarsın” derdi Ayşe Teyzesi…

Nesrin, çok çalışarak istediği bölümü kazanmıştı. Hem okuyacak hem de çalışıp kasabadaki kardeşi ve anneannesine para gönderecekti. Üniversitelerin açılma tarihi yaklaşmış, Nesrin de yola çıkmıştı. Otobüsten iner inmez şöyle bir etrafına bakındı. Kendi kasabasındaki o sakinlikten eser yoktu burada…

İki bavulu, bir sırt çantası vardı ve eli kolu doluydu. Nereye gideceğini de tam olarak bilmiyordu. İleride bir taksi durağı gördü ve oraya doğru ilerledi. Bir yer bulana kadar akrabalarının yanında kalacaktı. Taksiciye gideceği yerin adresini verdi. Geriye yaslandı ve pencereden dışarı doğru baktı…

Çok yoğun bir trafik vardı. Hem insan hem araç trafiği… Bazı insanlar itiş kakış otobüslere binmeye çalışıyordu. Yayalara kimse yol vermek istemiyordu. Herkes kendini düşünüyor, kimse etrafına dahi bakmıyor. Her şey ne kadar farklıydı!

Geldiğinden beri iş bulamadığı gibi yengesinin söylediklerine istemeden şahit olmuştu:

“Hüseyin, yakında oğlumuz gelecek, Nesrin'i ne yapacaksın?”

“Ne bileyim Şükran, bir dur şimdi!”

“Ne durması Hüseyin! Ben anlamam benim oğlum taa nerelerden gelecek, oda oğlumun odası! Söyle yeğenine kalacak bir yer bulsun kendine!”

Duydukları karşısında Nesrinin kafasından kaynar sular dökülmüş gibiydi. Peki şimdi ne yapacaktı?

Ertesi gün  ders sonrası okuldaki cafede arkadaşlarıyla oturan Nesrin çok dalgındı... Bunu fark eden yakın arkadaşı  Aslı ;

“Neyin var Nesrin? Çok üzgün görünüyorsun. Senin için yapabileceğim bir şey var mı?”

Bu soru bile ilaç gibiydi. Bir şey yapamasa bile herkesin “ben, ben, ben…” dediği bir zamanda bu Nesrin için öyle kıymetliydi ki…

Olanları Aslı ile paylaştı…





“Dert ettiğin şey bu mu Nesrin? Şu işe bak! Benim de ev arkadaşım bu hafta evden taşındı. Ben de yeni bir arkadaş arıyordum. Sen iş bulana kadar birbirimizi idare ederiz. Hem benim eski çalıştığım bir kitapçıda Hikmet Amca var. Çok anlayışlı biridir, anlatırız durumunu. Yanına yeni bir eleman arıyormuş, gel gidelim bir konuşun. Oradan da senin eşyalarını alır benim eve geçeriz.” Dedi.

Nesrin son yarım saattir olanlara inanamadı. Hem kalacak bir yer hem de bir iş bulmuştu.

Herhâlde Ayşe Teyze'nin duaları kabul olmuştu… “ALLAH, senin de ihtiyacını giderecek birilerini çıkartsın karşına…” derdi Ayşe Teyzesi… O an gözleri doldu…

“Sen birinin ihtiyacını giderirsen, senin de ihtiyacın giderilir" diye içinden geçirdi…

 

Yorumlar