Hayata Bakmak

 Hayata bakmak mı? Yoksa ekrana bakmak mı?

Seda, sabah hızlıca yaptığı o kahvaltısından beri aynı işle meşguldü. Boyu da uzun olduğundan iki büklüm bir haldeydi. Gözü bilgisayarın takvimine takılıverdi. Pek görülmüş şey de değildi işini yaparken dağılmak oysa. Kaç yıldır bu işi yapıyordu. Sandalyesini bile kıpırdatmadan geçirdiği günleri olurdu. Bilgisayarından kafasını kaldırıp bir an pencereden dışarıya baktı. Güneş bütün ihtişamı ile tepedeydi. Sonbaharın ortalarında yazdan kalma bir gündü. Bir an dışarda olmayı istediğini fark etti. 



Bu şirkette neredeyse 5 yıldır bilgisayar mühendisi olarak çalışıyordu. İşini ne kadar sevdiğini düşündü. Ama son aylarda içinde bir his sürekli onu huzursuz ediyordu.  Ne olduğunu henüz tanımlayamasa da artık bundan gerçekten rahatsız olmaya başlamıştı. Bilgisayar mühendisi olmak onun en büyük hayaliydi. Çocukluğundan beri başka bir iş yapmayı düşünmemişti. Üniversite tercihini yaparken de başka bir tercih yapmamıştı. Üniversitede de büyük bir azim göstererek derece ile mezun olmuştu.  Fakültede derslerinden kalan zamanlarında iş bulup çalışmıştı.  Üstelik bu firma kariyeri için de çok iyi bir kazanımdı.

Tüm bunlar zihninden geçerken yerinden kalkarak pencereye doğru yöneldi. Sonra da dönüp çalıştığı odaya baktı. Hayatının bundan sonraki günlerini hep bu odada ve bilgisayar ekranına bakarak mı geçirecekti? Dışarı bakarken;

“Hayatı mı kaçırıyorum acaba, ekrana bakmaktan hayata bakmayı mı unutuyorum” diye düşünmeden edemedi.

Gerçek hayat hangisiydi?

Bilgisayarın ekranı mı yoksa pencereden gördüğüm hayatın ekranı mı?

Sonra insanlara baktı, gözleri onları izledi uzaktan. Şaşkınlığı biraz daha arttı. İnsanlar ellerindeki cep telefonlarına bakmaktan onlar da etraflarını görmüyorlardı aslında. Dışarda olmak ile içerde olmak pek de onların umurunda değildi galiba. Karşıdan kaşıya geçen biri telefon ile konuşuyor; sağını solunu kontrol etmeden yola atlıyordu. Onlar dışarda idiler ama onlar da hayata bakmıyorlardı. “Ben burada bilgisayar ekranına, onlar da cep telefonu ekranına bakmaktan hayata bakamıyor” diye içinden geçirdi. Demek ki içerde ya da dışarda olmak arasında pek fark yoktu. Olması gereken insanın kendisinin nerede olduğunun farkında olması idi galiba…

Sonra ailesini, anne babasını, kardeşini, arkadaşlarını düşündü. Sonra yine dışardaki insanları düşündü. “Aslında hepimiz bir ekranın esiri olmuşuz da haberimiz yok. Merakımız, hep başkalarının hayatlarına bakmak onları izlemek… Bu nereye kadar devam edebilir? Kendimizi ne zaman merak etmeye başlayacağız?”

Birden çocukluğu geldi aklına. Babasının işi nedeniyle çok şehir değiştirmişlerdi. Annesi her ne kadar bu durumu sevmese de bu durum Seda’yı annesi kadar rahatsız etmemişti. Yeni insanlar tanımayı, yeni yerler görmeyi seviyordu. Çocukluk arkadaşlarıyla olan o eski günler gözünün önünden geçti. İp atladıkları, çizgi çizip sek sek oynadıkları zamanlar... “Ne güzel günlerdi” diye iç geçirdi. Yine öyle zamanlar geçirmek isteği oluştu içinde. Sonra isteksizce bilgisayarına baktı. Çok işi vardı ama şu anki isteği ise mümkün olduğunca bilgisayar ekranından uzaklaşmaktı. Fakat mesai saati içinde olduğu için buna imkân yoktu.

Hayata bakmak, hayatı algılamak ne demekti? Bir bilgisayar, bir cep telefonu, bir televizyon ekranı mı? Oradaki hayatlar ne kadar gerçekti ki! İnsanın hayatı bir ekranın içine nasıl sığabilirdi ki zaten.  Onlara bakarken neleri kaçırıyoruz? Güneşin doğuşu, batışı, ağaçların çiçek açması sonra onların meyveye dönüşmesi, yağmurun yağışından sonraki toprağın kokusunu ne zaman içimize çektik? O kadar normalleşmiş ki bunlara bakmayı bırakmışız ya da unutmuşuz…

En son ne zaman gerçekten mutlu olduk ya da mutlu ettik?

En son bir insanın gözlerinin içine samimi olarak ne zaman baktık?

Onun gerçekten neye ihtiyacı olduğunu en son ne zaman düşündük?

Düşündükçe bu soruların ardı arkası kesilmiyordu…


Ekranlarda mutlu gibi görünen yüzler gerçekte nasıllar? O anki ekranın bir öncesi ya da bir sonrası neden gösterilmiyor? Çünkü gerçekte öyle bir sahnenin olmadığını herkes biliyor ama neden seyretmeye devam ediyor?

İnsan her zaman mutlu olabilir mi? Bu mümkün mü? Hep mutlu insan görmek ya da mutlu olduğunu zannettiğimiz insan görmek nasıl bir kıyas oluşturur? Sokaktaki insanların yüzlerini gözünün önüne getirmeye çalıştı. Pek gülümseyen bir yüz gelmedi gözünün önüne. Gerçek hayat ne? Hangisi olmalı? Bilgisayarına şöyle bir baktı ve ekranı kapattı, kimseye aldırmadan dışarı çıktı. Ayakkabılarını çıkartıp çimenlere çıplak ayaklarıyla bastı, içini tuhaf bir duygu kapladı. Çocukluğundan beri bunu yapmamıştı.  Şirketin bahçesi oldukça büyüktü ve birçok ağaç vardı. Bir tanesinin altına oturdu ve ağaca sırtını dayadı. Elleriyle çimenlere sonra da ağaca dokundu.

- “İşte dedi, gerçek hayat bu olmalı.” Bu duyguyu hissetmeyeli çok olmuştu. Ama unutmamıştı…

- İnsan bu hayatta seçimlerinin sonucunu yaşar. İnsanın seçimlerinin kalitesi onun hayat kalitesini belirler. Dolayısıyla insanın neyi neden yaptığını bilmesi gerekir. Bu hayatta kendi yaptıklarının doğrusunu ve yanlışını gören bir üst seviyeye çıkma hakkını elde edebilir. İçinden “Bundan sonra buna daha çok dikkat etmem gerek” diye düşündü ve ofisine doğru yürümeye başladı. Ama artık neyi seçmesi gerektiğinin daha farkında olan Seda olarak…

 

Kim Kimdir? 

İlişkilerde Ustalık 

Başarı Psikolojisi 




Deneyimsel Tasarım Öğretisi; İnsanın Gerçek Amacını Amaç Edinmiştir…

İnsanoğlu var olduğundan bu yana amacı hiç değişmemiştir: Mutlu olmak ve başarılı olmak. Deneyimsel Tasarım Öğretisi de, insanın amacını amaç edinmiştir. Sunduğu stratejilerle insanların dününden daha başarılı, daha mutlu ve daha marifetli olmalarına destek olur. Bu sebeple, insanın bugün ne olduğuyla değil, dününe göre bugün nerede olduğuyla ilgilenir. Kişinin ihtiyacına bakar ve ona göre stratejiler üretir.


 ''Hayatta hiç bir zaman keşfedilmeyecek tek şey vardır: Daha iyisi... 

Çünkü her zaman yaptıklarımızdan daha iyisi olacaktır...''  

Yahya HAMURCU

Yorumlar

  1. Seçimlerimizin bedelini ödüyoruz. Yanlış yerde olduğumuzu fark ettiğimizde oradan çıkmak aslında o kadarda zor değil. Sadece biraz cesaret. Sedaya dua ettim. Umarım gerçek seçimini en doğru ve güzel şekilde yapabilmiştir. Bahtı açık gönlü huzur dolsun inşaallah

    YanıtlaSil

Yorum Gönder